shadow

Uyuz etkenleri tüm hayvan türlerinde şiddetli kaşıntı ve kıl dökülmeleriyle karakterize, bulaşıcı deri hastalığı meydana getirmektedir. Hastalığın meydana çıkışı bakım ve beslenme koşullarına bağlıdır.

Etkenler:

Kedi ve köpek uyuzunun etkenleri ;

Sarcoptes canis (vücutta), Otodectes cynotis (kulak yolunda), Notoedres cati (kedi uyuzu)’dir.

Uyuz etkenleri çok küçük (0,2-0,75 mm) artropodlardır.

Önemli uyuz etkenleri Sarcoptidae, Psoroptidae ve Demodicidae ailelerinde bulunur.

*Sarcoptidae ailesinde bulunan türler, üzerinde bulunduğu konağın derisini delip, tünel açtığından ‘tünel açan uyuz etkenleri’ şeklinde de tanınırlar.

*Psoroptidae’ler ise konağın derisinin yüzeyinde yaşarlar, tünel açmazlar.

*Demodicidae ailesindekiler ise deride kıl folliküllerinde ve yağ bezlerinde yaşadıklarından ‘folliküler uyuz etkenleri’ olarak bilinirler.

Hastalığın görülmesi ve çıkışı:

*Uyuz hastalığı özellikle kış ve ilkbahar başlangıcında daha sık rastlanır ve daha şiddetli seyreder. Hastalık kontak (temas) yolla bulaşır. İnsanlar da enfekte malzemelerle hastalığı bir hayvandan diğerine bulaştırabilir.

*Kışın hayvanların kapalı yerlerde bir arada bulunmaları hastalığın bulaşmasını kolaylaştırır.

*Kışın hayvanların nemli bir ortamda kalmaları da hastalığın şiddetini etkiler. Yazın genellikle lezyonlar kaybolur ve göz çukurluğu, koltuk altı gibi güneş ışığından uzak, nemli yerlerde küçük odaklar halinde kalırlar. Yine kışın besi durumunun iyi olmaması halinde hayvanın direncini kırarak enfeksiyonu şiddetlendirir.

*Genç, zayıf, besi durumu iyi olmayan veya yaşlı olan hayvanlar uyuza daha kolay yakalanır. Bu durum bağışıklık sistemlerinin zayıf oluşuna bağlanmaktadır.

Uyuz Etkenleri ve meydana gelen lezyonlardaki farklılıklar

Sarcoptidae ailesi (Tünel açan uyuz etkenleri) :

Bu ailedeki cinsler

Sarcoptes cinsi:

Memelilerde bulunur. Hayvanlardaki alttürler konaklar arasında kolayca bulaşabilmekte fakat insana kolayca geçememektedir. İnsana bulaşsa bile biyolojik çember tamamlanamamakta, erişkin duruma geçememekte, sadece geçici kaşıntılara neden olmaktadır.

Dişi Sarcoptes’ler konak derisinin epidermisinde açtığı tünel içine yumurtalarını bırakır. Yaşam çemberi 10-14 günde tamamlanır. Birkaç ay içinde bir hayvan üzerinde bulunan uyuz etkenlerinin sayısı süratle artar. Kuraklığa çok duyarlı olup konaktan ayrı birkaç günden fazla yaşayamaz.

Bulaşma esas olarak uyuz etkenini taşıyan hayvanın sağlıklı hayvan ile temas etmesiyle olur.

Sarcoptes’ler köpek, domuz, sığır, koyun, keçi, at ve insanlarda parazitlenirler. Genellikle önce baş bölgesinden başlar sonra vücuda yayılır. Hastalıklı vücut bölgelerinde önce kızarıklık göze çarpar. Küçük kabartılar görülür. Bunları deride pullanma ve kabuklanma izler. Kıllar dökülür, şiddetli bir kaşıntı vardır. Kaşıntı, lezyonlar şekillenmeden yaklaşık 1 hafta önceden başlayabilir. Lezyonlar kötü kokuludur. Kronik olgularda bağdokuda artma ve hiperkeratinizasyon sonucu deride kalınlaşma, kıvrılmalar ve çatlamalar meydana gelir.

Notoedres cinsi:

Bu cinste yer alan türler kedi, tavşan ve kemiricilerde hastalık meydana getirmektedir. Çoğunlukla kedilerde bulunur. Baş ve kulaklardan başlayarak boyun bölgesine kadar yayılabilir, kaşınma ile ayaklara, ayaklardan vücudun diğer bölgelerine de bulaşabilir.

Knemidocoptes cinsi:

Bu cinse ait türler kanatlı hayvanlarda bulunur.

Psoroptidae ailesi

Bu ailedeki cinsler

Psoroptes cinsi:

Psoroptes’ler deri yüzeyinde yaşarlar. Deride tünel açmazlar.Biyolojik çember yaklaşık 3 hafta sürer. Konaklarından ayrı olarak nemli deri kabuklarında 10-20 gün canlı kalırlar.

Psoroptes’ler deride önce küçük çaplı veziküllerin şekillenmesine yol açar. Daha sonra veziküllerin kuruması ile kabuklar şekillenir. Hayvanlarda şiddetli bir kaşıntı vardır.

Otodectes cinsi:

Kedi ve köpeklerin dış kulak yolunda parazitlenir. Dış kulak yolunda kahve renkli yumuşak bir kulak kirinin oluşmasına yol açar. Daha sonra bu kitle sertleşir. Bu uyuzda en önemli belirti hayvanın başını sallaması, kulağını aşağıya doğru sarkıtması ve kaşıntıdan dolayı kulak kepçesinin yaralanmasıdır.

Demodicidae ailesi

Demodex cinsi:

Genel olarak derinin kıl folliküllerinde ve yağ bezlerinde yerleşir. Buralarda epitel hücreleri yiyerek beslenirler ve çoğalırlar. Yumurtadan erişkin devreye ulaşması 3-4 haftada tamamlanır. Bulaşma konaktan konağa doğrudan temasla olmaktadır.

Demodex’den ileri gelen lezyonlar

Köpeklerde demodecosis:

Demodex canis, çoğu köpekte normal olarak hiçbir klinik belirtiye yol açmadan az sayıda bulunur. Bu yüzden köpeklerde normal deri faunasından sayılır. Hayvanlar paraziti doğumdan sonra ilk 72 saat içinde annelerinden süt emerken (ağızlarıyla meme bölgesi derisinden) alırlar. Enfeksiyon, köpek üretim yerlerinde sorun olabilir. Genellikle 3-9 aylık arası köpeklerde enfeksiyon belirgin hale gelir.

Demodikozis, köpeklerde her mevsim görülebilir. Bunun sebebi D.canis’in köpeklerin deri florasında normal olarak az sayıda her zaman bulunmasıdır. Normal sağlıklı hayvanlarda klinik enfeksiyon pek görülmez. Ciddi klinik enfeksiyonlar bu parazite karşı bağışıklık noksanlığına bağlı olarak ortaya çıkar.
Bazı dişi köpekler genetik olarak bir immun yetersizlik faktörünü yavrularına geçirmekte ve bu yavrular hastalığa karşı yatkın olmaktadır. Ayrıca bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların kullanımı da hastalığın çıkışında etkilidir. Belirli bir yoğunlukta ve sürede kortizon uygulanması böyle bir sonuca yol açabilmektedir.

Öne sürülen diğer hazırlayıcı faktörler; Hayvanların genç oluşu, kötü tüy bakımı, gereksiz yere sık yıkama, irkiltici maddeler, kötü beslenme, kondisyon zayıflığı, bitkinlik, viral enfeksiyonlar (kanlı ishal, gençlik hastalığı gibi), raşitizm, aşırı alkali sabun veya şampuanlarla yıkamadır.

Hastalığın birkaç formu vardır. Enfeksiyon önce lokalize formla başlar, sonra konağın immun yanıtına göre ya klinik tablo düzelir yada lezyonlar generalize olur.

Lokalize demodecosis:

Parazitin bulaşması yavruların annelerinden süt emmesi sırasında olduğundan lezyonlar başlıca yüzde gözler etrafında (gözlük görünümü), dudakların birleştiği yerde ve ikinci derecede de ön ayaklarda görülür. Lezyonlar küçük alanları kapsar. Önce hafif kıl dökülmeleri oluşur, deri hafif kızarır, bunu deride hafif kalınlaşma izler. Hafif bir enfeksiyondur, lezyonlar, çoğu hayvanda küçük lokal alanlarda yayılmadan kalır ve hayvan cinsel olgunluğa ulaştığında tedavi edilmeden kendiliğinden düzelir. Kaşıntı seyrek olarak görülür. Daha çok 3-6 aylık arası yavrularda görülür.

Generalize demodecosis:

Bazen lokalize olaylar zamanla hayvan büyüdükçe iyileşmez giderek tüm vücuda yayılır. Bu durum immun yanıt noksanlığına bağlanmaktadır.

Generalize demodecosis’in 2 klinik formu vardır. Püstüler form genellikle pullu formu izler.

1- Pullu form: Küçük lezyonlu alanlar birleşerek geniş lezyon alanları oluşur. Deri giderek kalınlaşır ve kıvrımlar oluşur. Derinin üst ölü tabakasında pul pul dökülmeler (kepeklenme) gözlenir. Kıllar seyrekleşir, karışabilir veya büyük oranda dökülebilir. Deri aşırı pigment oluşumu sonucu belirgin kırmızı bir renk (bakır kırmızısı) alır. Genellikle kaşıntı yoktur. Pullu form, püstüler forma göre daha az ciddi bir enfeksiyona yol açar.

2- Püstüler (irinli) form: Bazı olaylarda lezyonlar yukarıdaki gibi generalize olurken veya olduktan sonra, bazı bakteriler de işe karışır. Deride püstüler (içi irin dolu küçük kabarcıklar) ve hatta apseler şekillenir. Bunlar açılır ve içerik deri üzerine sızar. Hayvanın derisi pis kokar. Hayvanlar giderek zayıflar. Enfeksiyonun bu tipi kendiliğinden iyileşmez ve uzun süreli tedaviye gereksinim duyulur, bazen tedaviye yanıt vermez. Hayvanlar toksemi veya kaşeksi (aşırı zayıflık) sonucu ölür.

Hastalığın seyri:

Köpeklerde kepekli form 2-3 haftada iyileşmesine karşın, Püstüler formun tedavisi inatçılık gösterir ve 5-6 ay kadar sürebilir.

Teşhis:

Deri kazıntısının mikroskobik incelemesiyle olmaktadır. Beslenmeye veya başka etkenlere bağlı tüy dökülmeleri, mantar veya egzama ile karışma riskine karşı mutlaka mikroskobik muayene yapılmalıdır.

Korunma:

Hasta hayvanların diğerleriyle teması önlenmeli, özellikle demodikozis’den korunmada hayvanların vücut direncini azaltan hazırlayıcı faktörlerin ortadan kaldırılmasına çalışılmalıdır.

Dr. Meltem Ulutaş Esatgil
İ.Ü. Veteriner Fakültesi, Parazitoloji Anabilim Dalı

Author

Vet. Hek. Seracettin ÖZTÜRK

Related Posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>